Suikast

suikast fragman

Jason Statham filmlerini çok seviyorum. Bir çok kişi her filmin sanki aynı olduğunu, sahnelerin de çok benzer olduğunu söylese de her filmi bana göre ayrı bir güzel. Çünkü Jason Statham’ım filmlerdeki her karakteri gerçekten ilham verici roller. Bu konuya daha önceki yazdığım Kaos filmi konusunda değinmiştim.

Yaklaşık 1 hafta (26 Ağustos) önce Jason Statham’ın rol aldığı Suikast filmi vizyona girdi. Buldum ilk fırsatta filmi izlemeye gittim. Evden hazırlanıp çıkarken, otobüste ve sinema salonuna giderken, özellikle de bilet alıp ekranda reklamın bitmesini beklerken çok heyecanlıydım. Çünkü Jason Statham’ın ilk izlediğim ve sıkı hayranı olduğum filmi Mekanik filmiydi. Bu filmin devamı olması çok heyecan vericiydi, özellikle de fragmanı izlemek için gerçekten teşvik ediciydi.

Filmin Genel Olarak Konusu ve İşlenişi

Suikast’te farklı olarak önceki filmde Arthur Bishop’un, yada daha çok soyadı ile hitap edildiği için Bishop diyelim, sevgilisi yerine farklı birisi vardı. Hatta bu sevgilisi öyle geçmişe dayalı olan bir ilişki değil, peşini bırakmayan karanlık dünyadan ve bu karanlık dünyanın baş aktörü olan Crain’den kaçıp Taylan’a gittiğinde aslında yine Crain tarafından bir ajan olarak arkasından gönderilen birisi; bu kadının ismi ise Gina. Hatta bu filmde öğreniyoruz, Bishop’ın ezeli düşmanı Crain aslında Bishop’ın çocukluk arkadaşıymış. Aslında bu kısmı uydurduklarını düşünüyorum. Çünkü önceki filmi iki kez izlemiş birisi olarak hem konuya hakim durumdayım hem de bu filmdeki konularla bağdaştırarak izledim. Crain’in Bishop’a düşman olması o kadar saçma bir konu ki, iki çocukluk ve askeri kamp arkadaşı bu konu için neden düşman olsunlar ki? Bu konu senaryoya dönüştürecek kadar kaliteli bulmuyorum. Bir de söylemek gerekirse önceki filmi daha gerçekçiydi. Bu film ise biraz daha fazla fantastikti; yüksekten serbet atlama, kale gibi korunaklı bir bina tepesinde cinayet, hapishanedeki deyim yerinde ise kral gibi yaşayan bir adama suikast ve saire ve saire, bunlar çok olağan dışı. Beyazperde’deki eleştiride de yer verilmiş bunlara. Hatta burada da Jason Statham’ı seyirci iliklerine kadar hissedip içselleştirerek izlesin diye abartıldığına ben de katılıyorum.

Crain’in Bishop’a düşman olma sebebi ise, ikisinin de çok küçük yaşta ailelerini kaybetmesi sonucu çocuk asker olarak yetiştirilmek için askeri kamplara götürülmeleri ve Bishop’ın kamptan bir şekilde kaçması sonucu cezayı yakın arkadaşı Crain’e kesmeleri. Sırf bu sebepten yıllarca Bishop’ın peşini bırakmayıp intikam almak istiyor. Film tamamen bu konu etrafında örülü olarak senaryo haline gelmiş. Crain ilk önce görevleri kabul etmek zorunda kalması için Bishop’ın üzerine bir ajan gönderiyor ve bu ajanla Bishop sevgili oluyorlar (ister istemez), ajan ise daha önce belirttiğim kişi olan Gina. İstediğini planlı olmasa da bir şekilde elde eden Crain kızı kaçırır. Bu şekilde istediği üç görevi de Bishop’a yaptıracaktır. Hem intikam alacak hem de yaptığı yasa dışı işlerdeki rakiplerini saf dışı bırakacaktır. Tabi filmdeki hayran olduğum konulardan birisi burada cereyan ediyor. Bishop bu görevlerin yani cinayetlerin kendisine neden verdiğini çözüp son öldürmesi gereken kişi ile iş birliği yaparak hem sevglisini kurtatıyor, hem Crain’i öldürüyor hem de istediği hayata kavuşmak için son engeli de ortadan kaldırmış oluyor. Filmin genel seyri, işleyişi ve hakkındaki düşüncelerim de bunlar.

mechanic resurrection

Filme Karşı Bakış Açım ve Eleştirilerim

Şimdi öncelikle ben bir sinema eleştirmeni değilim. Sadece bir izleyici olarak ve belli başlı oyuncu, yönetmen ve yapımcıların filmlerini takip ederim. Ortaya çıkan filmlerde ise yönetmenin önceki filminden benzerlik var mı, oyuncunun canlandırdığı karakterde diğer canlandırdığı karakter hakkında bir iz var mı bunlara dikkat ederim. Bunlar yok yada var ve ustaca kullanılmış ise gerçekten büyük keyifle izlerim o filmi.

Suikast filminde ise bir kaç noktaya değinmek istiyorum;

Birincisi, daha önce bahsettiğim gibi ikinci filmin temel konusu olan Crain ve Bishop arasındaki düşmanlığın sebebi çok basit ve bu kalitedeki bir film için basit kalmış.

İkinci olarak daha önceki filme göre cinayet saysı daha azdı. Yani bir seri katil yada suikastçı için film boyunca 3 cinayet (üçüncü kişi Crain oldu) az geldi. Önceki filmde hem Suikastçı’yı tanımamız için hemde gidişat anlatmak için çok sayıda cinayet vardı.

Üçüncü eleştirim, zeka oyunları daha azdı. Yani önceki filmde sahnenin birisinde bir tarikat liderini öldürmek için kimyasal ilaç üretip cinayeti gerçekleştiriceklerindeki olayın devamı çok ilgi çekici olmuştu. Ancak burada sadece bir binanın tavanındaki cam havuzu patlatmak için kimyasal bir madde üretti. Onun dışında pek bir deha, bilim göremedim. Buna benzer olarak da kişiler hakkında bilgi toplaması da pek ön planda olmadı. Olsa da önceki film kadar göz doldurucu değildi.

Dördüncü ve son eleştirim ise, Jason Statham’ın filmlerinde en sevdiğim iki unsurdan birisi olan dövüş sahneleri (öteki zeka gösterleri) hakkında. Bu filmde birkaç uzun soluklu dövüş sahnesi oldu, onun dışında fazla olmadı. Bu kısmı normal görüp “ya o kadar da olur hacı, fazla şapmamak lazım” diyelim. Ama silahlı çatışma sahneleri çok basit geldi. Yani elinde silah olan, silahında mermisi olan adam çatışma esnasında Bishop’un arkasında kalıp kapıya saklanıyor ama öndeki adam takır takır saydırıyor.

Bu eleştirileri aslında mazur görebilirim ancak 1 sene bekletip/bekleyip, o kadar reklam yapılması, üstelik birinci filmin harika olması bu konuları da göze batar niteliğe getiriyor. Ancak tüm bunlara rağmen bu film izlenir mi? Evet. Zamanınız varsa gidip izleyebilirsiniz. Çok güzel zaman geçirip keyifle izleyebilirsiniz.

Not: Tüm bu eleştirimi referans aldığım diğer filmlere göre değil, doğrudan doğruya Jason Statham’ın rol modeli; diğer filmlerindeki performans, senaryo ve prodüksiyon; önceki film olan Mekanik filmini baz alarak yazdım. Bu nedenle diğer filmlerle asla kıyaslanamaz ve diğer filmler yerine iç rahatlığı ile Suikast’i izlemeye gidebilirsiniz.

Suikast Fragman:

3 Replies to “Suikast”

  1. Gerçek bir olaydan esinlenilmesi filimi dahada heyecanlı yapıyor. Çünkü film diye değilde gerçek bir kesit olarak izliyorsun dahada heyecan yaratıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir