Koronavirüs Günlükleri #3

KoronaVirüs günlüklerinden tekrar merhaba. Şimdi yazı başlığı günlük olarak geçiyor ama her yazıyı neredeyse aylık yazıyorum gibi bir durum var ortada. Zira Koronavirüs Günlükleri #2 yazısını 15 gün kadar önce yazmıştım. Neyse, biz arada geçen zamanı özetleyelim ve neler kazanmışız neler öğrenmişiz buna bakalım.

Çalışma Hayatı

Bu süreçte işler çok durgun. Hem de gerçek anlamda durgun. Deyim yerindeyse yaprak kımıldamıyor. Ama “yeni” bir normalleşme sürecine de girmiş bulunuyoruz, zira KoronaVirüsün bıraktığı izler çok derin ve kalıcı. İş bu nedenle artık insanlar eskisi gibi birbirine temas etmez/edemezken iş hayatı da bir yerden akmaya devam ediyor. Örneğin ben üretim mühendisi olarak görev yaptığım firmada tek kişi olarak çalışıyorum. İşyeri aldığı tüm işleri, siparişleri bana proje olarak çizdiriyor ve atölyesi olan başka yere yaptırıyor. Nitekim öyle de yapmak zorunda. Çünkü bu süreçte yapılması gereken işler için ekipman, işçi, makine vs alınması lazım ve bu süreçte de tüm bunlar masraf. Alınan siparişlerden kalan karla birlikte kendisini amorti etmesi belki altı aydan fazla sürecek. Bu durumu hiç bir şirket göze almayıp taşeron dediğimiz çalışma modeliyle kendi işlerini başkalarına belli bir oran kar payı bırakarak devrediyor. Bir nevi gider ortaklığı.

Kuvvetle muhtemel ki normalleşme süreci için 19 mayıs süreci ve bayram tatili sürecinde belli kısıtlama ve yasaklar var, olacaktır. Bayramdan sonra normalleşme ve iş hayatının eski ve yeni normal şartlarda tekrar geri gelmesi için adımlar atılacaktır. Şuan tek yapmamız gereken sosyal mesafeyi korumak, evlerden zorunda kalmadıkça çıkmamak, maske ve koruyucu diğer ekipmanları da mümkün mertebe kullanmak olacaktır.

Ayrıca; Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) tarafından yayınlandığı iddia edilen o PDF dökümanın resmiyeti yok. Bununla ilgili Teyit.org’un ilgili yazısını okumanızı öneririm.

Teyit.org: Cumhurbaşkanlığı Covid-19 normalleşme planı olduğu öne sürülen doküman

Günlük ve Sosyal Yaşantıların Durumu

Günlük yaşantımız ister istemez kısıtlandı. Markete pazara giderken de, alışveriş yaparken de, evimize dönerken de hep bir telaş hep bir stes hakim. Kendi çevrem adına konuşacak olursam, şuan işe gidip gelmek için toplu taşıma kullanıyorum. İlk zamanlar yolcu sayısı seyrekken şimdi herkes ağzında maske ama dolmuşlar yine balık istifi. Dışarıda sosyal mesafe 1,5 metre olarak uygulanmak istense de toplu taşımalarda özellikle de dolmuş/minibüslerde bu hiç uygulanmıyor. Eğer pandeminin ikinci dalgası gelirse sırf İstanbul’daki dolmuşlardan gelecektir eminim.

Öte kuaförlerin açılmasıyla dün gidip aylar sonra traş oldum. Zaten traş olsam mı diye düşünmeye başlamışken kuaförlerin kapanmasıyla epey daha bekledim. Çok şükür ki dün bu işimi de halledebildim. Şuan tek istediğim sahile inip kahvemi içerken kitap okuyabilecek bir yer. Bunun için zannederim 20-25 gün kadar daha geçmesi gerekecek. Malum ki Starbucks vb diğer kahve zincileri kapalı durumda. Hal böyle olunca insan evde ne kitap okuyabiliyor, ne adam akıllı bir şeylerle ilgilenebiliyor. Pandemi öncesi işten yorgun argın da dönsem oturup yabancı dilimi geliştirmeye, kodlama öğrenmeye çalışıyordum. Ama umarım bu durumları da toparlar eski günlerimize bu “yeni normalleşme” süreci ile kavuşabiliriz.

(Bkz: CoronaVirüs , Covid19)

 

Son Yazılar
Bir cevap bırakın