Koronavirüs Günlükleri #2

Bir önceki Koronavirüs Günlükleri #1 isimli yazımın arından ikinci yazıyı yazmak da kısmetmiş. Ancak iki yazı arasında şöyle bir fark var; ilkinde evden çalışıyordum, şimdi dün (29.04.2020) itibariyle işe gelmeye başladım tekrardan.

Covid19 nedeniyle bir çok işletme ya battı ya da çalışanlarına ücretsiz izin verip bu sürecin geçmesi için bekleyiş içine girdiler. Hal böyle olunca da zaten kötü giden bir ekonominin taşları iyice yerinden oynadı. Bu süreç içerisinde birçok firma satış olmasa da bu zorlu sürecin geçeceğini düşünerek şirket içi eğitim, verim artırma ve eksiklerini gidermek için farklı çalışmalara girişmiş durumda. Bir noktada virüs sebebiyle oluşan boşluğu fırsat bilip revizyondan geçiyorlar.

Evden Çalışmak ve Verim

Üniversite hayatım boyunca ve askere gidene kadar evden freelance çalışmıştım. Bu süreçte yaptığım işler genelde deyim yerindeyse al gülüm ver gülüm tarzı olduğu için projeye dayalı değildi. Bu nedenle verim problemim yoktu. Sipariş gelince uygun olduğum zaman yapar paramı alırdım. Ancak şimdi sorumluluk sahibi olduğum bir kurumda çalışıyorum. Bu doğrultuda yapacağım projeler oluyor ve ister istemez günümü verimli ve dikkatli kullanmalıyım. Ama gel gelelim virüs sebebiyle bir müddet evde kapalı kalınca bu iş olmuyor. Ne uyuduğum saat belli ne çalıştığım saat. Gündüz saat ikide çalıştığım da oluyor gece saat ikide de. Sırf bu nedenle geçen gün partorunum aradığında yarın işe başlayalım teklifinde bulundum.

En azından sabah erken kalıp dükkana gelip burada sürekli bilgisayar başında çalışmak zorunda kalıyorum. Çünkü sürekli çalışma masamın yanında yatağım, önümde bir şeyler izlediğim tabletim yok. Eve gelen giden de oluyordu bazen. Bunların hiç birisi iş yerine gelince olmuyor. Tabi çok farklı parametreler de var. Yolda kaybedilen zaman, evde olmanın verdiği rahatlık gibi farklı etmenler de çalışma verimini de etkiliyor. Ama ben işe gelmeyi tercih ederim. Çünkü evde bunalınca yapacak neredeyse bir şey yok. Yani evden çıkmak adına… En fazla evimin arkasındaki bahçeyi ekip biçiyorum o kadar. Çıkıp bir hava almak için sahil kenarında kahve içemediğim için ister istemez canım sıkılıyor.

Evde Ziraat & Tarım Yapmak

Evinin önünde yahut arkasında bahçesi olan şanslı bir azınlıktanım. En azından İstanbul için böyle olduğunu düşünüyorum. Köyden göç eden bir ailede büyüdüğüm için olsa gerek, içgüdü ile bu bahçeye bir şeyler ekip yetiştirmke için girişimde bulundum. Öncelikle çok sevdiğim dolmalık kabaklardan ektim ve şuan saburla filizlenmesini bekliyorum. Henüz 1 hafta oldu ekeli. Daha sonra evde pazar kasası biriktirdim ve kısmetse haftasonuna zirraatten aldığım domates, salatalık ve biber ekmeyi planlıyorum. Hatta bunları yaparken nasıl yapıldığını da fotoğraflarla burada ayrı bir makale olarak yazmayı da planlıyorum.

Ayrıca  A101 ve BİM’e gelen Sarı Gül, Asya Lalesi ve 3 adet de kaktüsüm var. Tüm gün evde bunlarla ilgilenip zaman geçirmek gerçekten çok keyifli. En azından bir şeylerle ilgilenmek ve ilginin karşılığında yetişen, serpilen, büyüyen bitkiler görmek ve üstelik bunların senin çabanla olması ayrı bir haz veriyor.

Muhabbet Kuşlarım

Evde çicek besleyip de muhabbet kuşu almamak olmazdı. Yine çarşıya inmiş alışveriş için dolaşırken bir PetShop önünden geçiyordum bir an içeri girdim. Muhabbet kuşu fiyatlarını uygun gelince biri erkek biri dişi iki tane kuş aldım. Şuanlık 3,5 aylık birer yavru. Hedefimde bunları çiftleştirip evde şenlik yapmak. Şimdiden şenlik başladı, çiçeklerimin görüntüsü kuşlarımın sesi beni çok mutlu ve motive ediyor. Kuşlarımın isimleri ise Maviş ve Limon. Aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Hangisi Limon hangisi Maviş seçmek zor olmasa gerek. :)

Okuma Önerisi: Godaddy Domain Yenileme İptal Etme

Son Yazılar
Bir cevap bırakın