En Büyük Derdim “Kitap Okuma Kültürüm”

Kültür, Cem Yılmaz’ın bir gösterisinde kısaca değindiği bir konu olarak karşımıza çıktı bir zamanlar. Ancak köken olarak Latince’den önce Fransızca ve İngilizce oradan da dilimize geçmiş bir kavram. Birkaç anlama geliyor, mesela birisi “ekip biçmek” diğeri de  “eğitim yoluyla edinilen töre” anlamında.

Kitap Okuma Kültürü

Başlığı yazarken bile kültürü ibaresini kullanmak ironi geldi bana, zira otobüste, metroda, uçakta, trende gibi hemen her yerde kitap okuyan insan görmek neredeyse imkansız. Hemen herkes akıllı telefonu ile ya oyun oynuyor ya sosyal medyada vakit öldürüyor yada komik video izliyor. Aslında bu duruma baktığımız zaman halimiz yine iyi, çünkü kitap okuma ortanı olarak Avrupa ortalamasının da üstünde bir konumdayız. Meraklısına daha fazla detay vermesi adına şu araştırmayı okuyabilirsiniz.

Kendi adıma konuşacak olursam, kitap okumayı çok sevmeme rağmen senelerdir bunu bir kültür haline getiremedim. Özellikle kendime en çok kızdığım konulardan birisi “konu” değil “kişi” bazlı araştırma yapıyor olmam. Örnek vermek gerekirse inovasyon ve trendlere meraklı birisiyim ama bu konuda araştırma yapmaktan çok bu alanda uzmanlamış bir gazeteci olan Serdar Kuzuloğlu‘nu takip ediyorum. Dolayısıyla da bilgi dağarcığım Serdar Kuzuloğlu’nun anlattığı ve hatta bir noktada anlatma insafına endeksli kalıyor. Bu durumu fark etmeme rağmen bir türlü aşamadım, sanırım bu alanda kendime bir konfor alanı oluşturup farklı öğrenme kanallarına kendimi kapatıp bir çerçeve içinde bilgili sandığım cahillik mutluluğu yaşıyorum. Ah ben yok bu ben…

Kitap Okumanın Kültürü Mü Olur?

Aslında kültürü olmaz, alışkanlığı olur. Burada kültür kelimesini bir toplumun kitap okuma alışkanlığı, hani yazı başında belirttiğim gibi “töresi” olarak kullanıyorum. Kitap okumanın kültürü değil alışkanlığı, kitap okuyanın da okuduğu ölçüde kültürü olur. İşte bu!

(Kitap) Okumak isteyen insan için o kadar çok imkan var ki; ister akıllı telefonlardaki kitap okuma uygulamaları, sırf “sadece” kitap okuma üzerine geliştiriliş e-book’lar, tabetlet, sadece kitaplar üzerine kurulu kitap özeti yayınlayan siteler, kitaplardan alıntılar paylaşan siteler gibi zilyon tane alternatifimiz var. Ama her nedense vaktimiz (!)  yok.

Ben Ne Kadar Okuyorum?

Kitap okuma konusunda çok sık ahkâm kesen birisiyim, bu yönümü sevmiyorum. Çünkü kendim daha doğru düzgün okuma alışkanlığı edinemedim. Eğer beni çeken bir kitap bulursam bu kitabı hemen her ortamda okuyup birkaç günde, meşguliyetim yoksa bir gün içinde okuyup bitiriyorum. Ancak o kitap bittikten sonra beni çeken bir konuda kitap bulamazsam belki aylarca (evet uzun aylaaaaar boyu) kitap okumadan oksijen tüketiyorum. Ama buna da çare bulacağım, hiç şüphem yok!

Kitap okuma alışkanlığı için kendimce yaptığı özeleştiriler sonucu birkaç şey düşündüm, mesela bunlardan birisi gerçekten ne ilgimi çekiyor ve bu ilgimi çeken şey mesleki, sosyal, kişisel yaşantımda bana neler katacak şeklinde birkaç filtreden geçirip konu listesi yapmak oldu. Şöyle ki, örneğin tarih… Şimdi gidip Uganda’nın darbeler tarihini okumak bana ne katacak? Ama Cumhuriyet tarihi okumak hem kişisel hayatımda, hem sosyal çevremin değişiminde ve seçiminde özellikle de mesleki olarak kendime edineceğim vizyon açısından bana çok şey katacak. Bunun bir tık altı Roma tarihi ve Roma’yı sarsan Kraliçe Kleopatra’nın yaşamını öğrenmek bana sadece sosyal çevrede laf ebeliği yapma ve de kişisel anlamda bir kaç şey katacaktır. Bu şekildeki filtrelerle hayatıma yön vermeye çalışıyorum.

Not Tutma Alışkanlığı Edinmek

Kütüphanelerden kitap alıp okuma alışkanlığım çok şükür ki var, ancak o kitapları karalayamıyorum. Bu da beni üzüyor. :) Halbuki ben bir kitabı okurken yanımda sürekli taşıdığım kalemle o kitabın her yerini çizip karalayıp hatta alakasız da olsa okurken başka fikirler geldiğinde aklıma sağına soluna not almazsam o kitabı okumamış yada anlamamış gibi hissediyorum. Kitap okumak öyle ki, gerçekten ilgimi çeken bir konu ise kitabı okurken sanki pasta börek yer gibi hissediyorum kendimi. :)

Not tutma alışkanlığı edinmek adına Serdar Amirimin bir yazısında önerisi üzerine Evernote uygulaması kullanıyorum, belli etiketler kullanarak da Twitter’ı bir nevi not tutma aracı olarak kullanıyorum. Bu not tutma ve notları derleyip tekrar elden geçirme okuduğum konu üzerindeki hakimiyetimi artırmakta ve beni farklı alanlarda da aratırma yapmaya teşvik etmekte. Çünkü okuduğum kitaba olan bağlılığım bana bir konfor alanı yaratıyor, bu alanın dışında not tuttuğum mevralarla biraz daha çıkıp oradan derin sularak gidip araştırma yaptığımı fark ettim. Bu nedenle not tutmanın sadece daha sonra okumak değil rahatımızı bozup daha ciddi işlere yeltenme konusunda mihenk taşı olarak görüyorum.

Bu gönderiyi Instagram’da gör

Dünyanın en ünlü bilim tarihçilerinden birisi olan Prof. Dr. Fuat Sezgin hocamızın onlarca cilt Bilim Tarihi kitaplarının bir özeti sayılabilecek Bilim Tarihi Sohbetleri kitabı. Az önce Sivas İl Halk Kütüphanesinden aldım ve okumaya başladım. Ancak okumaya karar vermeden önce epey araştırdım, özellikle Celal Şengör’ün “Yazarlar ve Kütüphaneleri” isimli bir YouTube kanalında kütüphanesini gezdirirken Fuat Sezgin hocanın kitaplarından “Muhteşem eserler” diye bahsetmesi ile okuma sıramda ön sıralarda yer verdim. . . . . #kitap #instagramgünlüğü #instagram #kitapkeyfi #kitap📚 #fuatsezgin #bilimtarihi #bilim #bilimsel #bilimteybilimgünleri #okumakeyfi #kütüphane #phonegrapy #gününkaresi #günlük #felsefe #tarih #bilimkurgu #kütüphanehaftası #kütüphanehaftası #photogram #bookstagram #technologyinislam #islamdateknoloji#scienceinislam #bilimdeislam #science#scienceandtechnologyinislam#islamdabilimveteknik #islam #profdrfuatsezgin

Kadir Durukan (@kadirphotograpy)’in paylaştığı bir gönderi ()

Son Olarak

Hal-i pür melalim ortada, okuyan ama istikrarsız okuyan birisiyim. Ancak okumanın ne büyük bir kıymet olduğunu da iyi biliyorum. Bu nedenle sosyal medyada takip ettiğim hesaplardan odamda bulunan kitaplara ve dergilere kadar hatta edindiğim arkadaş çevreme kadar tüm hayatım “bilgi öğrenme” noktasında endeksli. Kabul ediyorum, menfaatlerime göre insan seçen birisiyim. Çünkü milyarlarca yıllık bir dünyada çıkarların ne kadar önemli ve yaşamda kalma konusunda ne kadar etken bir şey olduğunu öğretiyor bilim bizlere. Üstün Dökmen’in deyimiyle “bir şey yarına kalma ihtimalimizi artırıyorsa önemlidir, yoksa değildir”. Bu nedenle ben de bir şeyler öğrenebileceğim yada en azından bana enerji verecek kişilerle ilişki kuruyorum. Yoksa her buluşmada b*k püsür muhabbeti yaparak kola-çekir eşliğinde parkta oturmanın yarına kalma ihtilini artırdığını kim söyleyebilir? Hatta zaman öyle hızlı bir akışta yani teknolojik, sosyal yaşam o kadar hızlı akıyor ki bu eylem ve bu eylemdeki arkadaşımız bizim yarına kalma ihtimalimizi azaltıyor. Özetle, kitap okuma kültürü edimek çok önemli. :)

Konuyu bağlamak biraz zor oldu, ancak okumanın özellikle ilgi ve alakamızın olduğu konulardaki bilgi temelli kitapları okumanın ne denli önemli olduğunu vurgulamak istedim.

Not: Yazıda bahsettiğim Evernote ve diğer birkaç bahsettiğim konu hakkında ilerleyen günlerde bir blog yazacağım.

Son Yazılar
Yorum ( 2 )
  1. Bir Tutam Karınca
    2 Kasım 2018 at 14:39
    Cevapla

    Açıkcası araştırma verileri bana çok güvenilir gelmedi. Kitap okuma oranında ülke olarak bir hayli geride olduğumuz biliyorum. Sanırım yabancı kaynaklardan da araştırma yapmak lazım veriler ile ilgili.
    Kitap okumak, bu dünya üzerinde yapılabilecek en güzel eylemlerden biridir derim hep.

    • Kadir
      Kadir
      3 Kasım 2018 at 10:43
      Cevapla

      İkinci güzel eylem de senin blog yazılarını okumak. :)

Bir cevap bırakın